Dr. Şehlâ Tuncer Ağayeva

 

Kuşdili cad. Azam Palas apt. No.47/4  KADIKÖY / İSTANBUL

Tlf:0-216-345 89 73

      0-533-523 45 50

 

 

 

 

 

 

1958 yılında Azerbaycan’da doğdu. 1983 yılında Azerbaycan Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1988 yılında, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı olarak Azerbaycan Klinik Hastanesi’de göreve başladı.

 

1999 yılında, Türkiye’de, Yüksek Öğretim Kurumu’nun düzenlediği sınavdan başarıyla geçerek diplomasının denkliğini aldı. (29.09.1999, diploma no. 93883).

 

1995-2005 yıllarında Moskova, Bakü, İstanbul, Paris ve Antalya’da çeşitli akademi ve derneklerin düzenlemiş olduğu akupunktur, nöral terapi, mezoterapi, medikal estetik, anti aging ve diğer Tamamlayıcı Tıp dallarında eğitimlere katıldı.

 

19 Mayıs 1995’te, Bakü Ekstrasensler Derneği’nden sertifika;

 

6 Haziran 1995’te, Moskova Akupunktur Akademisi’nden diploma;

 

7 Aralık 1996’da, Dünya – IGMAR üyesi olan Azerbaycan Akupunktur Derneği’nden akupunktur sertifikası;

 

22-23 Kasım 1997’de, Akademik Akupunktur Derneği’nden akupunktur sertifikası;

 

1998 yılında, Akademik Akupunktur Derneği’nden, Kulak Akupunkturu 1. Basamak Teorik Kurs sertifikası;

 

28 Eylül 2003’te, (Societe Francalse de Mesotherapi) Fransa Mezoterapi Derneği’nden mezoterapi sertifikası;

 

Ekim-Kasım 2003’te, Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Kulak Akupunkturu kursundan sertifika;

 

9 Kasım 2004’te, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden Medikal Estetik Uygulama sertifikası;

 

15-19 Aralık 2004’de, Medikal Estetik Hekimler Derneği’nden Mezoterapi ve Diğer Estetik Uygulamaları sertifikası;

 

13 Şubat 2005’te, (Institut Für Neuraltherapi) Almanya Nöral Terapi Derneği’nin düzenlediği 1. ve 2. etap kurslarından sertifika;

 

17 Nisan 2005’te, Türkiye Nöral Terapi Derneği’nin 3. ve 4. etap kurslarından Nöral Terapi  Uygulaması sertifikası;

 

Eylül 2005’te, Türkiye Tamamlayıcı Tıp Derneği’nin Mikrosistem Teşhis ve Tedavi sertifikası;

 

9-12 Kasım 2005’te, Uluslararası Antiaging Kongresi’ne katılım sertifikası;

 

2 Aralık 2005’te, Koruyucu Genetik Tanı Eğitimi  katılım sertifikası.

 

ÜYE OLDUĞU DERNEKLER

 

-Moskova Akupunktur Derneği

-Bakü Ekstrasensler Derneği

-İGMAR  üyesi,Azerbaycan Akupunktur Derneği

-Türkiye Akademik Akapunktur Derneği

-Societe Fraciase de Mezotherapi- Fransa Mezoterapi Derneği

-Medikal Estetik Hekimler Derneği

-Türkiye Antiaging Derneği

-Bilimsel Tamamlayıcı Tıp ve Regülasyon Derneği kurucu üyesi

-Nöral Terapi Derneği kurucu üyesi

-Bilimsel Akupunktur ve Regülasyon Derneği kurucu üyesi

 

drsehlatuncer@yahoo.com.tr

sehlatuncerdr@yahoo.com

 

 

 

KİLİNİĞİMİZDE UYGULANAN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

 

 

AKUPUNKTUR

 

Akupunktur sözcük anlamı iğne batırma olup, Çin tıbbındaki kullanımı M.Ö. 5000 yıllarına kadar gitmektedir. İnsan vücudunda, YİNG/YANG  denilen, birbirini bütünleyen iki enerji vardır, bu enerjiler evrenin iki eşit ve zıt temel  gücünün ifadesidir. ( negatif/pozitif, sıcak/soğuk, gece/gündüz gibi) Akupunktur noktalarını birbirine bağlayan bu enerji vücut meridyen hatları üzerindedir. Bu iki zıt kutup dengeli çalıştığı zaman organlarımız görevlerini aksatmadan yapmaktadırlar. Akupunktur noktaları algılayıcı reseptörler (anten gibi) olup, vücudumuzdaki hormon ve sinirsel ileticileri dıştan uyararak (iğne, lazer, nöral terapi) vücudun onarım sistemindeki yavaşlama (hatta durma) ve bozulmaları , kendini onarma yönünde harekete geçirerek iyileşmeleri sağlamaktadır. YİN/YANG dengede olduğu sürece Sağlıklı, Canlı, Güzel ve Mutluyuzdur. Dengemiz çeşitli nedenlere bağlı olarak bozulduğunda onarım sistemimiz yavaşlar veya çalışamaz duruma gelebilir, bu da çeşitli hastalıklar demektir. 

  Akupunktur, hastalığa neden olan ağrı ve fonksiyon bozukluğunu ortadan kaldırmak  amacıyla deri üzerindeki belirli noktalara çok ince altın, çelik ya da gümüş iğneler sokularak yapılan tedavi şeklidir.

  İnsan kulağında bedenin her uzvu ve organı ile ilgili bir nokta vardır. Kulaktaki bu noktalardan hem tanı hem  tedavi için yararlanılır. Muayene sırasında kulakta saptanan sorunlu noktalar daha sonra tedavi sırasında iğne ve lazerle uyarılır.

  Akupunktur noktalarında başlayan lokal, hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyne ulaşır, beyinden de ilgili organlara gönderilir. Böylece bedenimizde zaten varolan kimyasal maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır ve kimi hücresel değişiklikler olur; dışarıdan ilaç vermeye gerek kalmaz.            

  Akupunktur ile ağrı eşiği yükseltilir, doku ve organların daha sağlıklı beslenmesi ve kanlanması sağlanır. Böylece fıtık ve kireçlenmeler de tedavi edilebiliyor.

 

Akupunkturun etki alanları:

-         Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi;

-         Baş ağrıları (migren ve gerilim tipi);

-         Allerjik, rinit, sinüzit, bronşit ve astım;

-         Kulak çınlaması;

-         Bağırsak sistemindeki sorunlar (kabızlık, ishal, hazımsızlık);

-         Boyun, bel, sırt ağrıları ve fıtığı;

-         Yüz felci;

-         Miyop;

-         Egzama ve ürtiker (kaşıntılı deri hastalıkları);

-         Yüksek ve düşük tansiyon;

-         Zona;

-         Bulantı ve kusma;

-         Siyatalji;

-         Romatizmal ağrılar;

-         İştahsızlık, şişmanlık;

-         Sigara ve alkol bağımlılığı;

-         Kronik yorgunluk sendromu;

-         Sivilceler, sedef hastalığı ve saç dökülmesi;

-         İştahsızlık;

-         Adet ağrıları ve düzensizliği;

-         Gece krampları ve kasılmaları;

-         Histeri, depresyon ve stres;

-         Diş ağrıları, dişeti kanamaları ve iltihapları;

-         İdrar kaçırma;

-         İktidarsızlık;

-         Poliomyelit ilk dönemleri.

                       TENS

 

( Transkutan Elektriksel Sinir Uyarımı) hastanın cildine yüzey elektrotları aracılığıyla doğru akım impulslarının uygulanmasıdır. TENS’in en etkili kullanım alanı spazma bağlı kas-iskelet ağrısıdır. Diğer yöntemlerden en büyük farkı kas-iskelet ağrısındaki kısır döngüyü kırmaya yönelmesidir.

 

 

NÖRAL TERAPİ

 

  Nöral terapi ilk olarak 1920’de Almanya’da Dr. Huneke tarafından uygulanan, etki alanı hücresel, hormonal, psişik ve sinirsel  olan ağrı terapi yöntemidir. Yararları görüldüğünde Avrupa’da tüm ağrı merkezlerinde uygulanmaya başlanmıştır.

Bedenimiz çeşitli  fiziksel uyaranlar (mekanik, termal, elokmagnetik, kimyasallar, nörotrasmitterler, hormonlar, mikroorganizmalar) tarafından saldırıya uğradığında bağışıklık sistemimiz çeşitli kademelerde zarar görür. Bu durumda bedenimizde çeşitli bozucu alanlar oluşur. Özellikle toksin arındırıcı organlarımızda(böbrekler, akciğerler, karaciğer, deri gibi) toksik atık birikir. Nöral terapi yardımıyla bu toksik atıklardan bedenimizi arındırabiliriz.

Nöral terapi akupunktur noktalarına (otonomik sinir liflerinin, kan ve lenf damarlarının yoğun olduğu noktalar) enjeksiyon yöntemi ile ihtiyaca göre, medikal ve antioksidanların bedene dağılımını sağlar.

Nöral terapinin üç uygulama biçimi vardır.

 

Yüzeysel/lokal enjeksiyon

Segmantal ve derin enjeksiyon

Bozucu alan tedavisi

 

Yüzeysel/lokal enjeksiyon, yüzeysel enjeksiyon yöntemi ile akupunktur noktalarına yapılır; sempatik ve parasempatik sinir liflerini tedavi eder.

Segmantal ve derin enjeksiyon; segmantal ve skar enjeksiyonu, etkili nöral terapinin belkemiğidir

Bozucu alan tedavisi, psikolojik ve fiziksel travmalar(operasyonlar) bedende enerji düğümleri oluşturararak ağrılara neden olduğu durumlarda uygulanır. Dermatom uyarı yapılan hastada yakınmalarda artış oluyorsa sorun bozucu odak kaynaklıdır. Bu durumda Nöral terapi ile beden, kulak, kafa derisi, ağız içi, dil, rahim içi ve öteki  aku noktaları ile otonomik sinir sistemi düzenlenebilir.

Nöral terapinin etki alanları:

-Ağrı tedavisi;

-Anti Aging;

-Migren;

-Boyun, sırt ve bel ağrıları;

-Baş ağrısı;

-Baş dönmesi ve kulak çınlaması;

-Nevralji, yüz felci ve öteki Felçler;

-Kronik tonsilit;

-Sinüzit;

-Alerji;

-Varis;

-Sedef;

-Organik fonksiyon bozuklukları;

-Tiroid rahatsızlıkları;

-Kronik kabızlık;

-Sinir sıkışmalarına bağlı olarak ortaya çıkan ağrılar ve kas güçsüzlükleri;

-Eklem ve ekstremite şişliklerin tedavisi;

-Sportif yaralanmaların tedavisi;

-Bozucu alan tedavisi.

 

 

 

BOTOKS

 

Botoks, yüzdeki mimik kas hareketlerinden kaynaklanan kırışıklıkları yumuşatmayı (idealde yok etmeyi) amaçlayan bir medikal estetik uygulamadır. Mimik kaslarının oluşturduğu çizgilere karşı Botulinum bakterisi toksininden elde edilen özel bir karışımın enjekte edilmesiyle gerçekleştirilir. Bu madde çok az bir ölçüde ve ince bir iğne yardımıyla tedavi edilecek kasın içine enjekte edilerek gevşemesine yol açar ve sinir iletişimini geçici olarak engeller. Kasın gevşemesiyle yüzdeki mimik kırışıklıkları düzelir. En etkili olduğu çizgiler; alındaki kırışıklar, kaş çatığı çizgisi, göz çevresindeki “kaz ayaklar” çizgileridir. Burada önemli olan doğal görünümlü bir yüz ifadesine ulaşılmasıdır.

 

 

MEZOBOTOKS

 

Mezobotoks ise tüm yüze uygulanabilen ve donuk yüz ifadesi gibi istenmeyen sonuçlara yol açmayan bir yöntemdir. Uygulama alanları yanaklar,özellikle yüz ovalindeki sarkmalar, boyun ve dekoltedir. Mezobotoksda düşük doz botoks ve cilt gençleştirici serum enjeksiyonu birlikte kullanıldığından, cildin nem kapasitesi artmakta, tamir mekanizması aktive olarak daha parlak ve genç bir görünüm oluşabilmektedir. Hedef daha genç, taze bir cilt görünümü ve yumuşak bir yüz ifadesidir.

DOLGU

 

Bu uygulama ile dudakları kalınlaştırmak, burun kenarından dudağa doğru uzanan (nasolobial) çizgileri gerginleştirmek, kaşların arasındaki çukurları yok etmek, dudak üzerindeki dikey çizgileri azaltmak, yanaklardaki, elmacık kemiklerindeki ya da çenedeki çöküntüleri ve akne, yara gibi izleri gidermek mümkündür.  Dolgular çizgileri sıkılaştırmaz, boşalan veya çöküntüye uğrayan yerlerin görümünü düzeltir.  Dolguların, dinamik çizgilerin olduğu bölgelerde kullanılması çok etkili sonuçlar vermez. Dinamik çizgilerde en kesin çözüm botoksdur. Bazı hastalar ikisini birbirine karıştırıyorlar oysa botoksla dolgu enjeksiyonlarının kullanım alanları farklıdır. Dolgu maddeleri olarak kolajen, hyalironik asit    ve bu gibi çeşitli maddeler kullanılır.

Kolajen derinin doğal bir bileşimidir. Yaşlanma ve dış etkenlere bağlı olarak, özellikle de güneş ışınlarının etkisiyle yapısı bozulur. Kolajen üst deriye enjekte edilerek derinin gerilmesi ve sıkılaşması sağlanır. Enjeksiyonun etki süresi  tedavi edilen hastalara ve uygulanan bölgeye göre 3 ile 6 ay arasında değişir. Hyolüronik asit  kolajen gibi biyolojik olarak eriyebilen bir maddedir ve kırışıklıkların geçici tedavisinde kullanılır. Doğal olarak dokularda var olan bu maddenin işlevi deriye suyu  taşımak ve sabitlemektir. Sentetik ya da hayvan orijinli asit vücut tarafından kolayca kabul edilir. Uygulama ile 6 ile 8 ay süreli bir sonuç alınır. Dolgu maddeleri yüzde kas hareketlerinin yoğun olduğu bölgelerdeki etkisini daha çabuk kaybeder.

 

 

MEZOLİFTİNG

 

Bu tedavide genellikle cilt altına antioksidan vitaminler, selenium, ginko-bilobo, enginar özü, meyva asitleri, dolgularda kullanılan ve harika bir nem tutucu özelliği olan hiolironik asit gibi çeşitli maddeler ve somon balığı  DNA’sı verilir. Alın, göz çevresi, yanaklar, dudak kenarı, dudak üzeri, boyun ve ellere uygulanır. Boyun bölgesine uygulandığında gıdı yağları azalır ve sarkmalar düzelir.

 

SAÇ DÖKÜLMESİNDE MİKROENJEKSİYON TEDAVİSİ

 

Saç dökülmesi erkek ve kadınlarda birbirinden farklı olarak bir çok nedene bağlıdır. Saç dökülmesinde, genetik yatkınlığı olan erkeklerde testesteron hormonu önemli rol oynar. Kadınlsrda ise  en sık neden tiroid hormonları ve androgenlerdir. Üzüntü, stres, anemi gibi etkenler de saç dökülmesine neden olabilir. Mikroenjeksiyon “saçlarını bütünüyle kaybetmemiş” kadın ve erkeklerde dökülmenin yaşandığı saçlı deriye uygulanmakta ve saç köklerini güçlendirerek saç dökülmesini kısmen ya da tamamen önleyebilmektedir. Kadınlarda, özellikle doğum sonrası dökülmede iyi sonuçlar alınabilmektedir.

Tedavi genellikle 2-6 ay arasında, 2 kur olarak ve haftada 1 ya da2 seans biçiminde uygulanır. Birinci bölümde saç diplerini güçlendirmek hedeflenir. Vitaminler ve saç kökünün besleyen özel kokteyl dökülmenin olduğu saçlı deriye mikroenjeksiyon ile verilir. İkinci bölümde dökülmeyi önlemek hedeflenir ve minoksedil sprey aynı bölgeye uygulanır. Böylece saçlar güçlendirilip dökülme yavaşlatılabilir. Saçı tamamen dökülen erkekler ise saç ekimine adaydır.

 

MEZOTERAPİ

 

Bu yöntem 1952 yılında Dr. Michel Pistor tatafından geliştirilmiştir. Mezoterapi 1987 yılında Fransız Tıp Akademisi tarafından kabul gören bir tedavi yöntemidir. Bugün, Uluslararası  Mezoterapi topluluğunun 15 binden çok üyesi, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde ve Güney Amerika’da faaliyet göstermektedir.

Mezoterapi yalnızca selülitle mücadele değil, tıbbın bir çok alanında oldukça iddialı ve aynı oranda tartışmalı bir alternatif tedavi tekniğidir. Bölgesel zayıflama ve selülitlerde bel, basen, kalçalaar, bacak üstü bölümünün iç ve dış kısmı, dizin içi ve yanları karın, omuz ve kol gibi yağ dokusunun aşırı toplandığı bütün bölgelere uygulanır.İlaclar 4-6mm’lik özel iğneler ve enjektör yardımıyla cildin mezoderm tabakasına yağ eriten,  dolaşımı düzenleyen karışımın enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülit oluşturan bozulmuş yağ hücrelerini parçalar ya da rahatlatır. Böylece yağ hücreleri sıkıştıkları yerden kurtulurlar ve tekrar .kullanılabilir yağ durumuna gelirler. Enerjiye dönüştürülüp tüketilir,vücuttan atılırlar.

Mezoterapide kullanılan ilaçlar genellikle doğal, bitkisel ilaçlardır. Kliniğimizde kullanılan ilaçların kombinasyonu hastaya göre değişir. Tedavi ağrısızdır. Tedavi hastanın durumuna göre 8-15 seans uygulanır.

Tedavide tuz mümkün olduğunca azaltılır, içilen suyun ölçüsü ve yürüyüş, yüzme ile aktivite artırılır. Bölgesel zayıflamada ve stresli hastalarda mezoterapi tedavisinin yanında kulak akupunkturu da uyguluyoruz. Beraberinde sağlıklı beslenme ve egzersiz programı ile ortalama 8-15 seans sonunda 2 beden incelme olur, cilt esnek ve pürüzsüz bir görünüm kazanır.

 

LİPOLİZ

 

Bu yöntemle de  diyet ve sporla erimeyen fazla yağlara çözüm aranıyor. İlacın içeriği, soya fasulyesinden elde edilen doğal bir madde olan fosfolipiddir. Bu madde herhangi bir ameliyata gerek olmadan yağları eritebilir . Ancak tecrübesi olmayan kimselerin elinde tehlikelidir. İlacın miktarı ve sulandırma oranını ancak bu konuda eğitim almış doktorlar belirler. Bu yöntemle çok ince bir iğneyle doktorun önceden hazırladığı ilaç yağ dokusu içine enjekte edilir. Tedaviler arasında en az  iki hafta zaman olmalıdır. Tedavi ortalama 6-10 defa yapılmalıdır. Bu arada bu bölgeye masaj uygulanması da ilacın emilmesini artırabilir. Lipoliz yöntemiyle yağ dokusu yavaş yavaş eriyor. Dolayısıyla ilk iğneden sonra hemen mucizeler beklemek yanlıştır. Lipoliz başarılı bir yöntem olmasına rağmen bu yötemi uygulayanların %5’i tedaviye cevap vermeyebiliyorlar. Yani yağ dokusunda herhangi bir azalma olmuyor. Bunun nedeni metobolik nedenlerden  kaynaklanabileceği düşüğnülmekle beraber neden tam bilinmemektedir.

Lipoliz yönteminin şimdilik ciddi bir yan etkisine rastlanmadığı belirtiliyor. Ama iğne yerinde morarmalar olabilir, oraya buz uygulamak veya travmalarda kullanılan merhemler önerilir. Bu yöntem aşağıdaki  vücut bölgelerine uygulanabilir. Baş ve boyun. Alt göz kapağı şişlikleri, çene altı ve  tombul yanaklar. Kalça ve bel bölgesi; erkeklerde bel ve sırttaki yağ birikintileri. Ön karın duvarı ve göbek çevresi, dizin iç kısımları, üst kolun içinden sarkan yağlar; sırt ve ön koltuk  altı yağları ve selülitlerin tedavisi..

 

PEELİNG

 

Peeling yöntemi ile cildin ölü üst tabakası atılarak alt derideki kan dolaşımını, hücre üretimini artırarak, kolajen dokuyu canlandırır. Kırışıklar, akneler, iz ve leke tedavilerinin tümünde çeşitli peeling yöntemleri kullanılır. Tüm çeşitlerinin ortak özelliği, cilt yüzeyünün, yani üst derinin kontrollü bir şekilde soyulmasıdır.

Uyarılmaya, soyulmaya, yeni dokular oluşmaya başladıktan sonra, cilt daha parlak ve düzgün görünmeye başlar. Düzenli uygulamayla ince çizgi ve kırışıklar giderilebilir, güneş lekeleri iyileşebilir. Sivilce izleri dedavi edilebilir, hastalar birkaç peelingden sonra ciltlerinde canlanma ve ince çizgilerde hafifleme olduğunu fark ederler. En çok üç çeşit peeling tekniği uygulanır: Kimyasal peeling, Mekanik peeling ve lazer peeling. Genelde hepsi aynı işi yapar  üst deriyi uyarur, soyar  ve altından taze derinin çıkmasını sağlar.

Aslında cilt yenileme tedavilerinde yeni bir keşif gibi görünse de esasında çok eski yıllara dayanan Kleopatra’nın süt banyoları ve şaraplarla yaptığı güzellik kürleri bu gün kullandığımız kimyasal peeling yönteminden başka bir şey değildir. Eski Mısırlıların da ekşimiş sütle cilt bakımı yaptıkları bilinir. Bütün bu eski malzemeler genel olarak hidroksi asitler bildiğimiz ürünlerdir.  Bunlara meyve asitleri denir. Meyvelerın yanı sıra zencefil, şarap, şekerkamışı, domates suyu ve sütten de elde edilir.

Hidroksi asitlerin tümü cildi hafifce soyan peelingler oldukça etkili nemlendiricilerdir. Ayrıca cildin en üst tabakasında birbirine bağlı hücreleri ayırırlar. Bazıları deri altındaki kan dolaşımını hızlandırır. Böylece cilt ölü hücreleri atar, yenilenir ve daha çok kolajen üretmeye başlar. Bu ürünlerin diğer bir önemli özelliği cildin bariyer özelliğini güçlendirerek tahrişi önlemesidir. Tedavinin etkisi kullanılan hidroksi asitlerinin konsantrasyonunun ve formülün PH’ına bağlı olarak değişir. Özellikle antioksidan taşıyan moleküllerde daha çarpıcı sonuçlar alınır.

Bizim kliniğimizde de alfa hidroks asitli (AHA’lı) peeling yöntemi uygulanmaktadır.

 

VOLKANİK ÇAMUR TEDAVİSİ

 

Kliniğimizde uygulanan diğer bir yöntem ise, volkanik çamur tedavisidir. Doğal volkanik çamuru Azerbaycan’da yanardağdan toplanan bir doğa mucizesidir. Bu madde iyot, bakır, bron, çinko, kalay, manganez, silisyumlu kil, magnezyum, potasyum gibi 24 değişik mineralden oluşturulmuştur. Bu doğal tedavi yöntemi yüz yıllardır Azerbaycan’da kullanılmaktadır. Özellikle yüzde koruyucu cilt bakımı sağlayan çamur ciltte güneşin yol açtığı, hamilelik sonrasında ve  yaşlılıkta oluşan lekelerin giderilmesinde, akne, sivilce tedavisinde yüze doğal peeling etkisi yaparak tedavi ediyor.Ayrıca kan dolaşımını düzenleme etkisinden dolayı kemik, kas, bağ- dokusu hastalıklarında, kireçlenme, sinüzit ve migren gibi rahatsızlıklarda da kullanılır.

 

            KALICI MAKYAJ

 

Kalıcı makyaj da kliniğimizde uygulanan yöntemlerden biridir.

Kalıcı makyaj ya da tıptaki adıyla medikal mikro-pigmentasyon dokuda değişiklik yaratmak ve gerekli düzeltmeleri yapmak için “pigment implantasyonu” olarak tanımlanabilir.

Mikro pigmentasyon yüzyıllardan beri (M.Ö. 2000) dövme ve vücut sanatı olarak uygulanmaktadır. Kamuflaj için tıbbi kullanımı 150 yıl öncesine dayanır. Doğum lekeleri, çeşitli yara izlerinin kapatılması için doktorlar tarafından kullanılmıştır.

Uygulama pigmentleri bitkiler ve minerallerden elde edilir. Günümüzde kullanılan teknolojik cihazlarla, ayarlanabilir bir implanter iğne ile pigment, istenilen cilt derinliğine implante edilir.

İşlem lokal (blok) anestezi ile yapılabilir. 2-3 saat sürer. En önemli kısmı çizim ve renk seçimidir. İlk uygulamadan 1 ay sonra rötüş gerektirir.

Kaş, kirpik sıklaştırma, eyeliner, dudak kontürü, dudak gölgeleme ve renklendirme, kalıcı ben gibi uygulamalar kliniğimizde yapılmaktadır.

Kaş uygulaması:

-Uzun bir yüzün oval görünmesini sağlar.

-Yuvarlak bir yüzün daha küçük görünmesini sağlar.

-Birbirine yakın gözlere uzak görünüm kazandırır.

-Uzak gözlere yakın görünüm kazandırır.

 

Kaş uygulaması kimlere yapılır?

-Kaşlarını vurgulamak isteyenler,

-Daha kavisli kaş isteyenler,

-Tıbbı bir sorun nedeniyle kaşları olmayan kişiler,

-Seyrek ya da yarım kaşları olan kişiler.

 

Eyeliner uygulaması:

-Küçük gözlere büyük görünüm kazandırır.

-Büyük gözlere normal görünüm kazandırır.

-Birbirine yakın gözlere uzak görünüm kazandırır.

-Gözlerin daha egzotik görünmesini sağlar.

 

Eyeliner uygulaması kimlere yapılr?

-Tıbbi bir sorun nedeniyle kirpiklerini kaybetmiş kişiler,

-Aşırı hassas gözlere sahip kişiler,

-Kontakt lens kullananlar,

-Görsel sınırlamaları olanlar,

-Kozmetiklere karşı alerjik olanlar,

-Titreyen ya da artritik elleri olanlar,

-Sporcular,

-Optik düzeltme isteyenler.

 

Kirpik sıklaştırma daha dolgun kirpik görünümü için yapılır.

 

Lipliner uygulaması:

-Dudakların belirginleştirilmesini sağlar.

-Düzgün olmayan dudak çizgisini düzeltir.

-Ruj yerine sürekli çözüm sağlar.

-Dudaklara dolgun görünüm kazandırır.

-İzlerin ortadan kaldırılmasını sağlar.

-Çok kalın dudakların ince görünmesini sağlar.

 

Lipliner kimlere uygulanır?

-Dudak şeklini ve rengini beğenmeyenler,

-Geçirilmiş herpes enfeksiyonları ve çeşitli yaralanmalara bağlı dudakta pigment kaybı olanlar,

-Sporcular,

-Görsel ya da el becerisi eksik olan kişiler,

-Rahatlığını sevenler,

-Yaşlanmayla dudak rengi kaybolmuş kişiler.

 

 

Dudak Gölgeleme ve Renklendirme:

-Dudakların şeklini iyileştirir ya da değiştirir.

-Çok ince, uzun, çok yuvarlak ya da köşeli yüzlerde dikkati dudağa çeker.

-Optik ilüzyon sağlanır.

 

Dudak renklendirme kimlere uygulanır?

-Dudak renginden hoşnut olmayan kişiler,

-Sporcular,

-Rujlarının kalıcılığını sağlayamayan kişiler,

-Görsel ya da el becerisi eksik olan kişiler,

-Rahatlığını sevenler.

 

Kalıcı makyaj insanın yaşam kalitesini arttırır. Sadece iyi görünmesini değil, yaşama daha olumlu bakmasını sağlar.

 

ADRES

Kuşdili cad. Azam Palas apt. No.47/4  KADIKÖY / İSTANBUL

Tlf:0-216-345 89 73

     0-533-523 45 50

 

            drsehlatuncer@yahoo.com.tr

            sehlatuncerdr@yahoo.com