FİZİK TEDAVİ

NÖRALTERAPİ

AKUPUNKTUR

OZON TERAPİ

OSTEOPATİ

MANUEL TERAPİ

REHABİLİTASYON

 Hastalıklar

Turgay ALTINBİLEK     

Oktay ÇAĞLAR  

Ulaşım

Linkler

ANA SAYFA  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ANA SAYFA  

AKUPUNKTUR 

 
Akupunktur Nedir:Akupunktur vücutta oluşan hastalıkları veya disfonksiyonları ortadan kaldırmak için belirli noktalara iğne batırılarak yapılan bir tedavidir.


 

Akupunktur'un etkileri  ;
1. Analjezi
2. Vegetatif sistemin regülasyonu
3. Sedasyon
4. Gevşeme
5.İmmünstimülasyon
6. Vazodilatasyon

Akupunktur'un bu etkileri anatomik,histolojik,embriolojik, biyo-fiziksel, biyokimyasal, nörofizyolojik ve fizyolojik mekanizmalarla açıklanmaktadır. Özellikle analjezik etkisi üzerine yapılmış birçok bilimsel çalışma yayınlanmıştır.

Birçok ağrı türünde akupunktur'un plasebo'dan anlamlı bir şekilde daha etkin olduğu, kronik ağrılarda da etkinliğinin morfinle karşılaştırılacak kadar olduğu yapılan kontrollü çalışmalar sonucunda saptanmıştır.

Yan etkileri ve komplikasyonları oldukça seyrek görülür.Bazen hastaların şikayetleri artabilir, bu doktor'un fazla veya kuvvetli stimulus vermesinden kaynaklanır ve birkaç saat içinde geriler.
Sık görülen bir başka komplikasyon vazo-vagal tonus artışıyla birlikte bayılmadır.Bundan korunmak içinde özellikle ilk seanslarda  hastayı yatırarak tedavi etmek daha iyi olur.

Nadir görülen bir komplikasyon lokal infeksiyonlardır.Tek kullanımlık steril iğnelerin kullanılması ile bu sorun aşılabilir. Özellikle kulakta travmatik iğnelemeden kaçınılmalıdır.

AKUPUNKTURLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR


WHO ‘ya göre( Dünya Sağlık Örgütü ) Akupunkturla Tedavi Edilen Hastalıklar;

  • Solunum Yolu Hastalıkları: Astım , Bronşit , Sinüzit , Larenjit , Farenjit , Tonsillit , Soğuk algınlığı.


  • Sindirim Sistemi Hastalıkları: Aft , Diş Ağrısı , Gingivit ,Yemek borusu ve kardia spazmı , Gastrit , Ülser , Kabızlık , İshal , Kolit
     

  • Üro-genital Sistem Hastalıkları: Enüresis nokturna (gece altını ıslatma) , Sistit , Adet düzensizliği , Ağrılı adet .


  • Endokrin Hastalıklar: Guatr , Diabet (şeker hastalığı)


  • Cilt Hastalıkları: Akne , Psöriazis (sedef) , Zona ve sekeli , Ürtiker , Ekzema, Alerji.

  • Nörolojik Hastalıklar: Migren ve diğer baş ağrıları , Fascial paralizi (yüz felci) , Trigeminal nevraji , Dupuytren kontraktörü , Kas hastalıkları , Serebral Palsy , Meniere hastalığı.
     

  • Psikiatrik Hastalıklar: Stres , Depresyon , Uyku bozuklukları , Psikosomatik hastalıklar , Kekemelik , Tikler
     

  • Kalp-Damar Hastalıkları: Taşikardi , Ritm bozukluğu , Hipertansiyon , Hipotansiyon

  • Romatizmal Hastalıklar: Romatoid Artrid , Ankilozan Spondilit, Fibromyalji, Behçet , Lupus , Raynaud hastalığı , Tennis elbow , Artozlar (kireçlenme) , Bel, Boyun fıtıkları,  diz , kalça, omuz ağrıları
     

  • Alışkanlıklar: Sigara , Alkol
     

  • Diğer: Kronik yorgunluk , El-ayak yanmaları, Aşırı terleme , Obezite şişmanlık).

Akupunktur ve Mikrosistemler:

Mikrosistem tüm vücudun daha küçük bir alanda temsil edilmesi anlamında kullanılmakadır.Projeksiyon alanı organın büyüklüğünden çok fonksiyonlarının fazlalığına göre temsil alanı bulur.
Vücut akupunkturu daha çok enerjetik bir sistem olarak tanımlanırken mikrosistemler informatif sibernetik bir sistem olarak tanımlanmaktadır.( Dr.med.Gleditsch)

Bugün artık pek çok mikrosistem tanımlanmıştır ; kulak,baş, ağız, el, ayak  gibi. Bunlar içinde en geçerli kanıtları olan Kulak' tır.
Dr.Gleditsch mikrosistemlerin tedaviye cevaplarında farklılıklar olduğunu Örneğin; kas-iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıkları'nda
Kulak akupunkturu'nun daha etkili olduğunu belirtmektedir.

 

 

Akupunktur'un kontrendikasyonları ;
- Nedeni bilinmeyen ağrılar
- Hayatı tehdit eden hastalıklar
- Hayatı kısıtlayan hastalıklar
- Pıhtılaşma bozuklukları
- Psikozlar
- Allopatik tedavilerle etkileşme


AKUPUNKTURUN TARİHÇESİ:
Akupunktur uygulamalarının 5000 hatta 6000 yıl önceye gittiği bilinmektedir ancak elimize ulaşan en kapsamlı kaynak Huang Di Nei Jing'e aittir ve MÖ 200 yılında yazılmıştır. "Sarı İmparator'un İç Hastalıkları Klasiği" adlı kitapta 282 nokta tanımlanmıştır. Akupunktur'un temellerini oluşturan Taoist felsefeden bahseder, birbiri ile uyumlu ama birbirine zıt olarak çalışan iki farklı enerji  Yin ve Yang'ı,Beş Element'i, organ ve on iki meridyen sistemini anlatır.Bugün bile geçerliliğini koruyan bilgiler içermektedir.

Suitang hanedanlığı zamanında (581-960) GÇT (Geleneksel Çin Tıbbı)'nın en önemli teşhis metodlarından biri olan nabza bakma teknikleri geliştirildi.

Song Hanedanlığı döneminde (960-1279) tıp ve akupunktur eğitiminde büyük düzenlemeler yapıldı.Wang Weiyi öğrencilere ders vermek amacıyla gerçek insan büyüklüğünde iki heykel yaparak akupunktur noktalarını bunların üzerinde gösterdi.Bu Bronz heykeller günümüzde "Pekin GÇT Koleji Çin Tıp Tarihi Müzesi'nde" görülebilirler. Bu dönemde İmparatorluk Tıp Komiserliği'nde Akupunktur Bölümü kurulmuştur.

Akupunktur uygulamaları Ming Hanedanı (1368-1644) dönemine kadar daha da geliştirildi.Fakat bu dönemde ilaç kullanımı çok ilgi görmeye başladı ve akupunktur geleneksel bir metod olması nedeniyle küçümsenmeye başlandı.17.yy ortalarından sonra Batı dünyasının etkilerinin de Çin'de iyice artmasıyla birlikte Akupunktur unutulmaya başlandı.

    

Modern Akupunktur'un Gelişimi

1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra Akupunktur tekrar büyük bir yükselişe geçti. Kültürel Devrim sırasında (1966-1976) Geleneksel Çin Tıbbı'nın yeni gelişmeler, bilimsel çalışmalar ve batı tıbbı ile entegrasyonu yönünden hızlı bir ilerleme kaydettiği görülmektedir.

Akupunktur'un Avrupa'da tanınmaya başlaması ise 15. yy.a kadar uzamıştır. Batı'da yayınlanan ilk kaynak 1657'de Hollandalı Dr. De Bondt'a aittir. 1683' de ise İngiliz Dr.William Ten Rhyne bir kitap yayınlamıştır.
Fransa'da ise 1950'li yıllarda akupunktur'un tekrar populer olmaya başladığı görülmektedir.

Başlangıçta daha çok vücut akupunkturu olarak uygulanan bu yönteme daha sonra başka teknikler de eklenmiştir.Bunların en yaygın kullanılanı kulak akupunkturu'dur. Çin'liler kulak akupunkturunu bilmelerine rağmen pek fazla kullanmıyorlardı.
1950'lerde Fransız Dr.Nogier'in kulaktan teşhis ve tedavi yöntemi olarak ortaya koyduğu "Aurikulotherapy-Aurikulomedicine" tekniğini yayınlamasından sonra Çin'li doktorlarda kulak akupunkturu ile ilgilenmeye başlamışlardır.

MÖ 4.yy. da Hippokrat'ın kulak kepçesinde belli noktaları kanatarak impotans,başağrısı,hipertansiyon tedavi ettiği hakkında yazılı kaynaklar vardır.
1637'de Portekiz'li Dr.Zaratus Lusitanus tarafından kulakta bir noktanın koterizasyonu ile "siyatalji" tedavi edildiği belirtilmektedir. 1717'de ise Valsalva kitabında kulakta belli bir alanı koterize ederek "dişağrısı"nı geçirdiğini yazmıştır.

Bugünkü şekliyle Auriküloterapi'nin tanımlanması ve uygulanmasını ise Fransız Dr.Paul NOGİER'e borçluyuz.
Aşağıda bazı önemli çalışmaları sıralanmıştır;
-1951'de kulak kepçesi kullanılarak hastalıkların tedavi -edilebileceğini fark etti.
-1956'da; kulakla fötüs arasındaki ilişkiyi açıkladı.
-1969'da; RAC(refleks auriculo-cardiac) adını verdiği fenomeni açıkladı.
-1976'da; Kulak kepçesinde 7 ayrı frekans alanı tanımladı.
-1980'de "Enerji,Fazlar ve Lateralite" adında bir makale yayınladı.
-1982'de; organizmanın gerek mekanik gerekse elektromagnetik dalgalar karşısındaki reaksiyonlarını fotopersepsiyon tekniği ile kanıtladı.

 


 

Akupunktur konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bu tedavi yöntemini uygulayan Doktorların güvenirliğidir.